10 Haziran 2025 Salı

BİR DOSTLUK HİKAYESİNDEN FAZLASI : SARI YÜZ


 R.F. Kuang, edebiyat dünyasında son dönemin en dikkat çekici yazarlarından birisi. İlk kitap serisi

Haşhaş Savaşıüçlemesi, ardından Babil ve yeni Türkçeye çevrilen Sarı Yüz, diğer tüm eserleri gibi

yine gündem olmayı başardı. Olabildiğince az spoiler ile kitap hakkında konuşmak istiyorum.

Kitabın konusu, ilk bakışta başarılı Asyalı bir yazar ile onun kadar başarılı olmayan beyaz bir kadın

yazarın arkadaşlığı gibi dursa da, çok daha fazlasını içeriyor. Bu sözde arkadaşlık, bolca rekabet,

ihanet ve düşmanlıkla örülü ve ilk andan itibaren size bu gerilimi hissettiriyor. Irkçılık teması da

eleştirel bir şekilde kitabın her anında var. Babil kitabında da olduğu gibi, bu kitapta da yazar Batı

yayıncılık dünyasındaki ırkçılığı ve kültürel fetişizmi açıkça eleştiriyor. Zaten kitabın adı olan “Sarı

yüz” ifadesi, Asyalıları küçümseyici, ırksal stereotip yaratan bir ifade olarak kullanılıyor. Yazarın

kendisi Çinli aslında, ancak kitabı beyaz bir karakterin ağzından yazıyor. Bence bu durum,

vurgulanmak istenen ırkçılık düşüncesini pekiştiriyor çünkü anlatılan hikâye, bu tersyüz edilmiş

bakış açısıyla ırkçılığı daha görünür ve sorgulanabilir kılıyor.

Kitapla ilgili en sevdiğim şey, karakterden gerçekten nefret etmeyi başarıyorsunuz. Ancak nefret

ettiğiniz ve onu bu kadar itici yapan özellikler, bir yandan size çok insancıl geliyor. Herkesin

aklından geçen, ama söylemeyi çekindiği şeyleri söylüyor, yapıyor. Belki de bizi karaktere karşı bu

kadar öfkelendiren, benzer duygular besleyebilen bizim, yani insanoğlunun gerçekliğine ayna

tutması.

Kitabı okurken hiç sıkılmıyorsunuz, tempo hep çok yüksek. Karakterimiz Juniper, sürekli yeni bir

krizin içerisinde buluyor kendisini — çoğunlukla da kendi hataları yüzünden. Bu bağlamda kitap

oldukça sürükleyici ve merak uyandırıcı.

Olumsuz olarak bahsedebileceğim tek şey kitabın sonu. Çok iyi bir giriş yapan Sarı Yüz’den daha

güçlü bir son beklerdim. Bu kadar olayın ardından gelen son, biraz aceleye getirilmiş hissi

yaratıyor.

Sonuç olarak Sarı Yüz, yalnızca bir arkadaşlık hikâyesi değil; edebiyat dünyasında temsil, ırkçılık

ve kimlik meselelerine dair sert ve rahatsız edici bir yüzleşme sunuyor. R.F. Kuang, cesur

anlatımıyla okuru zorlayan ama düşündüren bir roman ortaya koymuş. Her ne kadar sonu

beklentimi tam karşılamasa da, kitabın genel etkileyiciliğini gölgede bırakmıyor.

                                                                                                                         Doğukan Ece

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Çocuğun Gözünden Savaş: Güneş İmparatorluğu Üzerine

 “Empire of the Sun” (Güneş İmparatorluğu), Steven Spielberg’in 1987 yılında yönettiği bir filmdir. Yapım, J.G. Ballard’ın otobiyografik rom...