Jon Krakauer'in 1996 yılında yazdığı kitap “Yabana Doğru – Into the Wild” üzerine çekilmiş
ve yönetmeni Sean Penn olan 2007 yapımı bu filmin fazlasıyla etkisinde kalındığı bir dönem
geride kaldı. Yaşanmış bir hikâyenin etkisinin bu kadar hissedilebileceğini kimsenin tahmin
ettiğini sanmıyorum. Özellikle filmde gördüğümüz Magic Bus, yani Otobüs 142,
popülerleşmesi ve insanların bunun için çıktığı yolculuklarda kaybolmaları adına
kaldırılmasını hiç tahmin etmemiştik.
Filmin ana karakteri Christopher McCandless, diğer adıyla Alexander Supertramp, 1992
yılında üniversiteden mezun olmuştur; arkasında bıraktığı şey sadece üniversite hayatı değil,
eşyaları ve 24.000 dolarlık birikimidir. Parayı bağışladıktan sonra, vahşi doğada yaşamak
üzere Alaska’ya doğru yola çıkar ve otostopla ilerlemeye başlar. Yaşadığı hisler,
deneyimlediği şeyler belli ki mutluluğun sadece paylaşıldığı zaman gerçek olacağı yönüne
sürüklemiş karakterimizi.
Film boyunca dinlediğimiz çoğu şarkıdan akıllarda kalanı Eddie Vedder’ın seslendirdiği
“Society” şarkısıdır. Her filmin kendine özgü duygular yaşattığı bir gerçekse, bu duyguların
etkisini en çok artıran unsurlardan biri de müziktir. Bu şarkının filmle olan uyumu, birçok
kişiyi derin düşüncelere sürüklemiştir; bunu göz ardı etmemek gerekir.
Film için iki farklı pencereden bakmak gerektiğine inanıyorum. Birçok insanın hayat
standartlarına göre daha ayrıcalıklı bir sınıfta kalan McCandless “özgür bir ruh” olduğunu
düşünüp gerçekten canı istediği için birtakım şeyleri yapmak mı istemiştir? Yoksa gerçekten
varoluşunu sorguladığı toplumsal yaşamın bir parçası olmak istemediği için aidiyet arama
yolculuğuna mı çıkmıştır?
Kendi kimliğimizi aramak, yanlış değil; özgürlük sembolleri kişiden kişiye değişir ve belki de
bizim için bir otobüs bu simgedir. Bu arayış bizi trajik sona mı götürür, bilinmez; ancak
denemekten ve kendi yolumuzu çizmeye çalışmaktan daha doğal bir şey yoktur.
Eliza Karapınar

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder