10 Haziran 2025 Salı

Bir Film Karesi Gibi: Nostalji Hissinin Peşinde

 


Bazen bir film izlerken aslında sadece başkalarının hikâyesini değil, kendi geçmişimizi de izleriz. Mesela bir sokak sahnesinde eski mahallemiz gözümüzün önüne gelir. Ya da fonda çalan bir şarkı, unutmaya çalıştığımız biriyle bir anda yüzleştirir bizi. Bence sinema, sadece bir sanat değil; bazen en kişisel hafızamızın yansıması oluyor.


Ben çocukken TRT’de denk geldiğim eski Türk filmlerine bayılırdım. Siyah beyaz, biraz flu, ama çok sıcak. Replikleri anlamasam da hissederdim. Lise yıllarında sinema kulübüne girmemle olay tamamen değişti zaten. İlk izlediğim film Babam ve Oğlumdu ve sanırım o gün anladım: sinema bazı insanların sadece izlediği, bazı insanlarınsa içinde yaşadığı bir şey. Ben ikinci gruptayım.


Şu an her yerde içerik var. Netflix’te, YouTube’da, hatta TikTok’ta bile bir şeyler izliyoruz ama bazen bir film geliyor, diğerlerinden hemen ayrılıyor. Nuri Bilge Ceylan’ın “Mayıs Sıkıntısı” ya da Reha Erdem’in “Beş Vakit”i mesela… O filmlerde bir hız yok, bir aksiyon yok belki ama garip şekilde kendimi daha çok buluyorum. Karakterler konuşmasa bile ne dediklerini hissediyorsun.


Bugünlerde eski filmlere veya “eski gibi hissettiren” filmlere ilgimin artmasının sebebi biraz da bu. O dönemlerde teknoloji yoktu belki ama his çoktu. Filmi izlerken ekranın içinde bir yere çekiliyormuşum gibi oluyor. Hani jenerik akarken bile kalkmak istemezsin ya, işte öyle bir his.


                                                                                               Çağla Ebiller

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Çocuğun Gözünden Savaş: Güneş İmparatorluğu Üzerine

 “Empire of the Sun” (Güneş İmparatorluğu), Steven Spielberg’in 1987 yılında yönettiği bir filmdir. Yapım, J.G. Ballard’ın otobiyografik rom...