10 Haziran 2025 Salı

Romantik Komedi Sektörü Artık Neden Bir Kült Değil?

 


Özellikle 90’ların başlarında hayatımıza yer edinmiş ve dönemi etkisi altına almış

romantik komediler; hayatı romantize etmeyi seven, aşka dair umutlu ve heyecanlı

kesim için birer ışık kaynağıydı. Çünkü aşk, hem gerçekçi hem de özel yanlarıyla

seyirciyle buluşuyordu. Gişe rekorları kıran, idealize edilen çiftleri barındıran bu

sektördeki eski filmler günümüzde bile yeni jenerasyonu kendine çekerken şu an neden

bu kadar kalıcı değil?

Birçok etken var incelememiz gereken. Öncelikle değişen toplumu baz almalıyız.

Kadınların her dönemde bastırılmaya çalışıldığı, ataerkil toplum tarafından onlara

dayatılan rollere maruz kaldıkları bir gerçek. Fakat 90’lardan bahsettiğimiz zaman bu

dayatmaların günümüze nazaran daha aktif bir halde olduğunu söyleyebiliriz. Romantik

komedilerde görülen kadın figürleri varyasyonluydu. Asi bir karakter, deli dolu bir

karakter ve bazen de hayattan kopuk bir karakter. Dönemin geleneksel kalıplarından

sıyrılmış ya da sıyrılmak için adım atan bu figürler, toplumun ilgisini çeken ve gerçek

aşkın sınır tanımadan var olabileceğini gösteren nitelikler taşır. Erkeklerin duygusal

yönleri süreç boyunca daha da açığa çıkıp somuttan soyuta doğru giden bir izlenim

yaratır. Özellikle geleneksel düşünce anlayışına uygun bir şekilde yansıtılan “bir kadın

sayesinde olgunlaşan erkek” entegresi çok fazlaydı. Karakterlerin dönüşümüyle beraber

aşk; hayat değiştiren, ayakları yerden kesen ve sonsuza kadar sürecek bir fantezi

unsuru olarak görülüyordu. Fakat değişen toplum yapısıyla beraber günümüzde bu

yaklaşımlar başta problematik olmak üzere cinsiyetlere dolaylı yoldan atanan

kalıplaşmış roller olarak değerlendiriliyor. Bir insanın mutlu olabilmesi, kendini yeterli

ve tamamlanmış hissetmesi için aşka veya başka birine ihtiyacı olmadığı düşüncesi baz

alınmalıdır. Bir kadın hiçbir erkeğin ne bir eğitmeni ne de annesi olmalıdır.



Bir diğer etken ise teknoloji olarak karşımıza çıkıyor. Dijital platformlara geçişle beraber

sinema kültürü gittikçe zayıflayarak yerini tüketim çılgınlığına kadar götüren dijital

platformlara bıraktı. Romantik komedi kültürü de bundan nasibini aldı tabii ki. Seri

halinde önümüze düşen, bir oturuşta izlenmelik içerikler artık kaliteden ziyade seyirciyi

ekrana bağlama algoritması üzerine kurulu. Günümüzün popülerleşmiş ve akım olmuş

söylemleri içeriklere dahil edilerek kitle kazanılmaya çalışılıyor. Bu da artık her yerde

gördüğümüz, alıştığımız ve tahmin edilebilirliği yüksek bir kurgu çıkarıyor karşımıza.

Ayrıca, birini bulmak için şu an elimizde çok daha geniş imkanlar sunuluyor. Dating

uygulamaları, sosyal medyalar insanların tanışmak için ilk seçeneklerinden biri haline

geldi. Yani o eski romantik komedilerdeki gibi birbirine yüz yüze denk gelmek ya da bir

yerde tanışıp kaderini çizmek pek söz konusu değil. Artık neredeyse herkes birbiriyle

sosyal medyadan tanışıp ilişki yaşadığı bir devirde. Hal böyleyken insan doğal olarak

romantik komediye olan inancını gittikçe yitiriyor ve imkansızlığına karşın onu bir alay

unsuru olarak görüyor. Zaten bahsettiğimiz romantik komedilerdeki bazı tanışmalar,


özellikle şu anki dönemde problem çıkartacak cinsten birkaç rahatsız edici söz ve

hareket de bulunduruyor açıkçası.

Belki bir zamanlar hevesle takip edilen bu tür, gelişen toplum algısı ve benlik duygusuyla

beraber yerini yavaşça rafa kaldırmış olabilir ama kesinlikle zamanında kendisini

akıllara kazımış başarılı bir sinema örneği olduğu gerçeği yadsınamaz. Yeni bakış açıları

ve birey olma farkındalığının getirdiği etkilerle beraber çok daha farklı bir romantik

komedi anlayışı görebiliriz belki. Belli mi olur?

                                                                                                                     Çağla Kabaoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir Çocuğun Gözünden Savaş: Güneş İmparatorluğu Üzerine

 “Empire of the Sun” (Güneş İmparatorluğu), Steven Spielberg’in 1987 yılında yönettiği bir filmdir. Yapım, J.G. Ballard’ın otobiyografik rom...